Seyitömer Höyük (Kütahya)
Click text for translation/
çeviri için tıklayın ...Seyitömer Höyük is situated southwest of the village of Seyitömer and 26 km northwest of Kütahya. The mound, 23 m high and 150 m in diameter, was occupied from the Chalcolithic to the Roman period and later. It was investigated in 1989 by a team from Eskisehir Museum and in the 1990s by Afyon Museum. It is within the area of the Seyitömer Lignite Company, which intends to mine coal beneath it, and so excavations were revived in 2006 as a five-year salvage project led by A. Nejat Bilgen of Dumlupınar University, Kütahya.
2007
Five layers have now been recognised at the site. Roman period remains (Layer 1) were identified last year on top of the mound and this year a bull figurine was found in the area identified by the museum excavations as a Zeus temple.
Two Hellenistic layers have been found: 2A (late Hellenistic) and 2B (early Hellenistic). At this time the city was surrounded by two walls, with the second wall on the slope. (No traces of the Roman wall have been found but these walls belong to both phases of the Hellenistic and may also belong to earlier periods.) Structures of this period were also noted on the terrace. Hellenistic grey ware was found in situ and this will help in resolving the dating of this ware. Coins of Apamea Seleukia were also found in these layers.
Layers 3A-C belong to the pre-Hellenistic and late Iron Age occupations. Structures of this period include a stone-paved road 1.50 - 2.0 m wide and three ovens on top of one another. The ovens were found in an area 1.5 m square, surrounded by walls that continued in use throughout. Finds from Layer 3 include a Hellenistic ladle and lamp. Ceramic loomweights were numerous and only half are fired so loomweights may have been manufactured in this area. Finds from previous excavations had suggested a metal workshop nearby.
The Iron Age is represented by three layers (4A, late IA; 4B, middle IA; 4C, early IA) and their assignment to Phrygian or pre-Hellenistic will be clarified in 2008. In 2007 plastered terrace walls were found. So-called Phrygian structures had previously been found under Hellenistic layers on top of the mound in 1993.
Middle Bronze Age (Layer 5) remains were identified on the slopes and consisted of an oven with stone floor and stone walls.
Marlstone from this area is easy to carve and finds included a dice (it starts with '2'), as well as many idols and figurines as in previous years.
2006
This first season was devoted mainly to cleaning the site, which had suffered from neglect over the last fourteen years. The excavation house and depot were re-established and finds from the old excavations rearranged in the depot. Plans from the previous excavations were redrawn and digitized. As many of the standing remains have decayed and collapsed in the intervening years, the existing remains need to be matched to the plans.
The best preserved remains are Hellenistic. They include the fortification wall with towers, as well as areas of housing. Storage rooms were found with many jars in situ, including many unguentaria. Among the figurines found at the site are moulded figures of Kubaba.
The Phrygian city was much larger than the later one and included the splendid stone staircase flanked by city walls found in 1993. Houses of the period incorporated considerable amounts of wood. The Middle and Late Bronze Age levels were found only in the 1995 soundings, but these were also cleaned. Among the finds were moulds for axes and other tools and a Mitannian common style seal. The Early Bronze Age has been found in the far northeast of the terrace. No work was done there this year but an EB III depas was found during cleaning.
An interesting aspect of the site is the blocks of coal used, along with stone, in the masonry walls. Veins of coal are very close to the surface here, making coal a viable building material. It seems likely it was also used as fuel.Seyitömer Höyük, Kütahya’nın 26 km kuzeybatısındaki Seyitömer köyünün güneybatısında yer almaktadır. 23 metre yüksekliğe ve 150 m çapa sahip olan höyük, Kalkolitik Çağdan, Roma Dönemi ve sonrasına kadar iskan edilmiştir. Alanda 1989 yılında Eskişehir Müzesi’nden, 1990’larda ise Afyon Müzesi’nden gruplar tarafından çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Höyük, Seyitömer Linyit İşletmeleri alanı içinde kalmakta ve altında kömür yatakları bulunduğu iddia edilmektedir. Bu nedenle, 2006 yılında, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nden A. Nejat Bilgen tarafından, beş yıllık bir kurtarma kazısı kapsamında yeniden çalışmalara başlanmıştır.
2007
Şu ana kadar alanda beş seviye belirlenmiştir. Roma Dönemi kalıntılarına (1. Seviye) geçtiğimiz yıl höyüğün üst kısmında rastlanmış; bu yıl ise müze kazılarında Zeus Tapınağı olarak tanımlanan alanda bir boğa figürini bulunmuştur.
2A (Geç Helenistik) ve 2B (Erken Helenistik) olarak adlandırılan iki Helenistik seviye tespit edilmiştir. Bu dönemde kent, ikincisi yamaç üzerinde yer alan iki sıra savunma duvarıyla çevrilidir (Roma Dönemi suruna ilişkin herhangi bir ize rastlanmamıştır; fakat bu duvarlar Helenistik Dönemin her iki evresinde de mevcuttur ve daha erken evrelerde de var olmaları mümkündür). Bu döneme ait yapılara teras üzerinde de ulaşılmıştır. İn situ halde bulunan Helenistik Dönem gri keramikleri, bunların kesin tarihlerinin belirlenmesine yardımcı olacaktır. Bu seviyelerde ayrıca Apamea Seleukia sikkeleri bulunmuştur.
3A-C Seviyeleri, Helenistik öncesi ve Geç Demir Çağı iskanlarıyla ilişkilidir. Bu evreye ait yapılar arasında, 1.50 - 2.0 m genişlikte taş döşeli bir sokak ile her biri diğerinin üzerinde yer alan üç fırın sayılabilir. Fırınlar 1.5 metrekarelik bir alanda yer almaktadır ve alan, tüm bu dönem boyunca kullanılmaya devam edilmiş olan duvarlarla çevrilidir. 3. Seviyeden elde edilen buluntular arasında, Helenistik Döneme tarihlenen bir kepçe ile bir kandil sayılabilir. Çok sayıdaki seramik tezgah ağırlığından sadece bir bölümünün pişirilmiş olması, bu bölgede imal edildiklerine işaret ediyor olabilir. Önceki kazılarda elde edilen buluntular da, yakın çevrede bir metal işliği olabileceğini düşündürmüştür.
Demir Çağına üç seviyede rastlanmaktadır (4A, Geç DÇ; 4B, Orta DÇ; 4C, Erken DÇ); bunların Frig veya Helenistik öncesine tarihlemeleri ise 2008 yılında kesinleştirilecektir. 2007’de sıvalı teras duvarları tespit edilmiştir. Frig yapıları olarak adlandırılan bazı kalıntılara ise, 1993 yılı çalışmalarında, höyüğün üst kısmındaki Helenistik seviyeleri altında ulaşılmıştır.
Orta Tunç Çağı (5. Seviye) kalıntılarına yamaçlarda rastlanmıştır ve taş döşeli ve taş duvarlı bir fırın içermektedir.
Bu bölgenin marn taşı kolay işlenebilir yapıda olup, buluntular arasında bir zar (“2” ile başlamaktadır) ile önceki yıllarda elde edilen çok miktarda idol ve figürinler sayılabilir.
2006
İlk çalışma sezonu, on dört yıl boyunca ihmal edilen alandaki temizlik işlerine ayrılmıştır. Kazı evi ve depo elden geçirilmiş ve önceki kazılarda elde edilen buluntular düzenlenmiştir. Ayrıca önceki kazılarda hazırlanan planlar yeniden çizilerek sayısal hale getirilmiştir. Kalıntıların birçoğu hasar görmüş ve hatta yıkılmış olduğundan, kalanların planlar üzerine işlenmesi gerekmektedir.
Kalıntılar arasında en iyi korunmuş durumdakiler Helenistik Döneme ait olanlardır. Bunlar arasında surlar ve kuleler; konut alanları ve içlerinde in situ halde küpler ile çok sayıda unguentarium bulunan erzak depoları da yer almaktadır. Alanda bulunan figürinler içinde, Kubaba’ya ait, kalıpla yapılmış figürler de vardır.
Frig kenti sonrakilerden çok daha büyüktür; şehir surlarına bitişik olan ve 1993 yılında ortaya çıkarılan görkemli taş merdiven de bu döneme aittir. Evlerde ahşap yoğun olarak kullanılmıştır. Orta ve Geç Tunç Çağı tabakalarına sadece 1995 yılında yapılan sondajlarda rastlanmış ancak bunlar da kaldırılmıştır. Buluntular arasında kalıpla yapılmış baltalar ve diğer aletler ile Mitanni tarzı bir mühür de bulunmaktadır. İlk Tunç Çağına terasın kuzeydoğu ucunda ulaşılabilmiştir. Bu yıl bu bölgede herhangi bir çalışma yapılmamıştır; ancak temizlik sırasında İTÇ III dönemine ait çift kulplu bir kap (depas) bulunmuştur.
Alanın ilginç bir özelliği, kagir duvarlarda, taşın yanı sıra kömürün de kullanılmış olmasıdır. Burada, kömür damarları yüzeye oldukça yakındır; bu da kömürün geçerli bir yapı malzemesi olmasına yol açmıştır. Yakacak olarak da kullanılmış olması muhtemeldir.Last updated: 29 May 2009
