Istanbul-Yenikapı
Click text for translation/
çeviri için tıklayın ...The ancient harbour at Yenikapı, on the Sea of Marmara, was found during work on the massive Marmaray Project to build an underwater tunnel linking the European and Asian parts of Istanbul. It is possibly the Portus Theodosiacus, which was in use from the 4th century AD. Round the clock rescue excavation, documentation and preservation of the finds began in November 2004 and is led by İsmail Karamut of the Istanbul Archaeological Museum, in collaboration with Sait Başaran of Istanbul University and Cemal Pulak of the University of Texas-Austin.
The excavation area is 1600 square metres and a succession of Ottoman deposits was excavated above the Byzantine remains. The ancient harbour was probably established in the Constantinian period and was expanded by Theodosius in the 4th century AD. It was used until the 12th century, although it had begun to silt up from the 7th century and during the intervening period gradually went out of use. By 1600 the area was occupied by a bastion.
2008
Excavation has continued in the harbour of Theodosius, which continued in use until the 9th century. Thirty-three ships have now been identified, and the maritime nature of the area has been emphasised by the discovery of terracotta boat models and a boat scratched on an amphora. Several teams are now working here and a laboratory for boat conservation has been established at Istanbul University.
Conservation work also continued on the excavated buildings, including the 13th century church.
The prehistoric layers below the harbour deposits have produced Neolithic walling, pottery, chipped stone and bone tools. The waterlogged conditions have allowed the preservation of organic materials, including seeds, wood and even tree roots. Tools made from wood are among the finds. The pottery has parallels in the Archaic and Classic Fikirtepe assemblages, as well as in the incised and inlaid pottery of Yarımburgaz IV (Developed Fikirtepe). Flexed multiple burials of adults and children have also been found. In one burial wooden planks were laid over one of the skeletons. In a separate area cremation burials in jars were excavated. They are the oldest examples in Anatolia.
2007
A total of twenty-four ships dating from the 7th to 11th centuries AD have so far been uncovered. Several have their cargo fully preserved, including amphoras. One was carrying rubble, probably as ballast. One ship, 22 m long, was probably a military ship with rowers, while another (also 22 m long) had collided with another and broken up. It has been suggested this might have been caused by a tsunami but the stratigraphy does not indicate the disturbance that would have been caused by such an event. The collision probably occurred in a large storm. An earlier wreck, from the 7th century AD, was found at the breakwater. Sait Başaran and Cemal Pulak are excavating the ships and it is hoped that a museum for them will be ready within five years.
At 1.60 m below the ships was found an architectural layer of the middle Neolithic/Chalcolithic period with pottery and finds, including an axe. This suggests the coastline here has moved a number of times.
See also Üsküdar and İstanbul-Sirkeci.
Bibliography
Ufuk Kocabaş, "İstanbul Üniversitesi Bin Yıllık Bizans Batıklarını Kurtarıyor", İdol 8:30 (2006), 2-7
Gün Işığında. İstanbul'un 8000 yılı: Marmaray, Metro, Sultanahmet kazıları, Vehbi Koç Vakfı, 2007Marmara Denizi kıyısında Yenikapı’da bulunan Eski Çağ limanı, İstanbul’un Avrupa ve Asya yakalarını birbirine bağlayacak bir sualtı tünelinin inşası için gerçekleştirilen Marmaray Projesi çalışmaları sırasında ortaya çıkarılmıştır. Bu büyük olasılıkla M.S. 4. yüzyıldan itibaren kullanılan Portus Theodosiacus’tur. Aralıksız çalışmayla gerçekleştirilen kurtarma kazısı, belgeleme ve buluntuların konservasyonuna yönelik çalışmalar, Kasım 2004’te başlamış ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’nden İsmail Karamut başkanlığında, İstanbul Üniversitesi’nden Sait Başaran ile Texas-Austin Üniversitesi’nden Cemal Pulak’la işbirliği yapılarak sürdürülmüştür.
1.600 m2 genişliğindeki kazı alanında, Bizans Dönemi kalıntıları üzerinde bir dizi Osmanlı Dönemi kalıntısına rastlanmıştır. Antik liman büyük olasılıkla Constantine döneminde kurulmuş ve M.S. 4. yüzyılda Theodosius döneminde genişletilmiştir. 7. yüzyıldan itibaren siltle dolmaya başlamış olmakla birlikte 12. yüzyıla dek kullanılmış olması, yavaş yavaş kullanımdan çıktığına işaret etmektedir. 1600 yılından önce buraya bir burç/kule inşa edilmiştir.
2008
9. yüzyıla dek kullanılan Theodosius limanındaki kazı çalışmalarına devam edilmiştir. Bugüne dek otuz üç gemi bulunmuş olup, ayrıca bölgenin denizcilikle ilişkisini vurgulayan pişmiş toprak gemi modelleri ve bir amfora üzerine kazınmış gemi betimi gibi buluntular ortaya çıkarılmıştır. Alanda ve bulunan gemilerin konservasyonu için İstanbul Üniversitesi’nde kurulan laboratuarda farklı ekipler çalışmalarını sürdürmektedir.
Ayrıca 13. yüzyıla tarihlenen kilisenin de aralarında bulunduğu, kazı sonucu ortaya çıkarılan yapılarda konservasyon çalışmalarına devam edilmiştir.
Limanın altındaki prehistorik tabakalarda Neolitik Döneme ait duvarlar, keramikler, yontma taşlar ve kemik aletler bulunmuştur. Suya doymuş olmaları, tohumlar, ahşap parçaları ve hatta ağaç kökleri gibi organik kalıntıların korunmasına olanak vermiştir. Buluntular arasında ahşap aletler de yer almaktadır. Keramikler Arkaik ve Klasik Fikirtepe koleksiyonları ve çizik ve kakma bezekli Yarımburgaz IV (Gelişmiş Fikirtepe) keramikleri ile benzerlik göstermektedir. Ayrıca kolları ve bacakları göğse çekilerek yerleştirilmiş toplu yetişkin ve çocuk definlerine rastlanmıştır. Bir definde iskeletlerin üzerine ahşap latalar yerleştirildiği izlenmiştir. Başka bir alanda bulunan küpler içinde kremasyon definleri ise, Anadolu’da bilinen en erken örneklerdir.
2007
Bugüne dek M.S. 7.-11. yüzyıllar arasına tarihlenen toplam yirmi dört gemi bulunmuştur. Bazılarının, amforalar dahil yükleri korunmuştur. Bir gemide bulunan moloztaşlar, ağırlık olabilir. 22 m uzunluğundaki bir geminin büyük olasılıkla kürekli bir askeri tekne olduğu, (yine 22 m uzunluğundaki) diğer bir geminin ise başka bir tekneyle çarpışarak kırıldığı anlaşılmaktadır. Bu olayın bir tsunami nedeniyle meydana geldiği ileri sürülmekle birlikte, mevcut stratigrafide böyle bir olayın izi yoktur; çarpışma büyük bir fırtına sırasında meydana gelmiş olabilir. Dalgakıranda M.S. 7. yüzyıla tarihlenen daha erken bir batık bulunmuştur. Gemi kazıları Sait Başaran ve Cemal Pulak tarafından gerçekleştirilmekte ve beş yıl içinde bunların sergileneceği müzenin tamamlanacağı umulmaktadır.
Gemilerin 1,60 m altında keramikler ile aralarında bir balta da yer alan diğer buluntulara rastlanan ve Orta Neolitik / Kalkolitik Döneme tarihlenen mimari bir tabaka vardır. Bu bulgu, kıyı çizgisinin birkaç kez yer değiştirdiğine işaret etmektedir.
Ayrıca bakınız İstanbul-Sirkeci ve Üsküdar.
Kaynakça
Ufuk Kocabaş, "İstanbul Üniversitesi Bin Yıllık Bizans Batıklarını Kurtarıyor", İdol 8:30 (2006), 2-7
Gün Işığında. İstanbul'un 8000 yılı: Marmaray, Metro, Sultanahmet kazıları, Vehbi Koç Vakfı, 2007Last updated: 30 Feburary 2010
